Saray kafesindeki özgür ruh: İmparatoriçe Sisi

Detaylı bilgi için betmatik adresini inceleyebilirsiniz.

Müzede sergilenen kıyafetler ve takılar aslında tek bir temayı barındırıyor:

Özgürlük arayışı ve saray yaşamına karşı duyulan derin bir başkaldırı. Hofburg’un uzun koridorlarında yürüdüğünüzde, bu kadının burada ne kadar yabancı hissettiğini anlıyorsunuz. Evet, gerçekten bunu o kadar hissettim ki sarayın içinde adımlarımı yavaşça atarken. Eğer duvarlar konuşabilseydi, size altın çerçeveli resimlerin ve kadife perdelerin ardında gizlenen bir yalnızlığı anlatırlardı… Sisi, Bavyera’nın kırsalında büyümüş, doğayı seven bir genç kız olarak Habsburg Sarayı’nın katı kurallarına henüz 16 yaşında adım attı. Sabahın ilk ışıklarından geceye kadar her hareketi önceden belirlenmiş, her sözü denetlenmiş bir yaşam onu bekliyordu. Kimiyle konuşacağı, nasıl oturacağı, ne giyeceği; bunların hepsi önceden kararlaştırılmıştı. Viyana hiçbiri için uygun bir yer olmamıştı. Saray ondan mükemmel bir eş ve temsilci olmasını isterken, o at binmeye, şiir yazmaya ve yalnız kalmaya yöneldi. Müzede bir cam kapının üzerindeki yazı bu başkaldırıyı etkileyici bir şekilde özetliyor:

“Endlich kann Titania fliehen” — “Sonunda Titania kaçabilir.”

Shakespeare’in Yaz Gecesi Rüyası’ndaki peri kraliçesine yapılan bu atıf tesadüfi değildir. Sisi de t tıpkı Titania gibi kendisine dayatılan dünyaya ait hissetmiyordu; özgür, evcilleştirilemeyen ve daima biraz ulaşılamaz biriydi.

Müzede cam fanusun içinde bulunan büyük dantel elbise ile duvardaki oval gençlik portresi bu kaçışın somut kanıtıdır. Dantel duvak, taç ve açık omuzlarla betimlenen bu portre, dünyaya sunulan Sisi’dir: kusursuz ve ulaşılamaz. Resme baktığınızda önce güzelliği fark edersiniz; ardından o bakışı keşfedersiniz. Ne mutlu ne de mutsuz, tam olarak orada değil gibi görünen bir bakış. Ancak elbiseye eşlik eden kendi şiirinden alınan dize gerçeği ortaya koyar: “Keşke beni özgürlüğe götürecek o yoldan hiç ayrılmasaydım, keşke kibrin geniş caddelerinde hiç kaybolmasaydım.” Bu dizeler sıradan bir imparatoriçenin değil, sıkışmış bir bireyin sözleridir.

Bu güzellik tutkusu sadece kibir meselesi değildi. Kontrol edemediği geniş imparatorlukta kontrol edebildiği tek şey kendi bedeniydi. Beli 50 santimetrenin altında tutmak için yıllarca sıkı korse giyen, her sabah saatlerce saçlarını tararken tartılan ve saçından dökülen her telin sayısını kontrol ettiren bir kadından bahsediyoruz. Sisi, dönemin kadınları için alışılmadık biçimde düzenli spora ve ağırlık kaldırma antrenmanına da oldukça meraklıydı; Hofburg’daki dairesinde kurduğu özel spor odasında halka ve ağırlıklarla çalışırdı. Bu sadece estetik bir ritüel değil, neredeyse ceza niteliğinde bir protokoldü. Son nedimesi Kontess Irma Sztáray’ın aktardığına göre Sisi’nin beslenme alışkanlıkları da oldukça sıra dışıydı. Saat dokuzda kahvaltısında çay veya süt ile tereyağı, yumurta ve soğuk et bulunuyordu. Akşam yemeklerinde ise kızartma yemekleri yanı sıra sebze ve özellikle dondurma tercih ediyordu; tatlıya olan düşkünlüğü biliniyordu. Sağlık amaçlı kaplıcalara gittiğinde sıkı diyetler uyguluyor; bazen yalnızca meyve ya da sütle geçirdiği günleri oluyordu. Bugün bu alışkanlıklara baktığımızda ise karşımıza çıkan tablo; imparatoriçenin değil; saray hayatının baskısı altında kendi üzerinde tam kontrol arayan yorgun biri olarak görünmektedir.

Oğlu Veliaht Prens Rudolf’un 1889’daki trajik ölümünden sonra Sisi siyah giysilerden asla vazgeçmedi. Bu yas yalnızca kaybedilen bir oğulun acısı değildi; aynı zamanda saraydan, toplumdan ve dünyanın beklentilerinden çekilişinin de sembolüydü. Dünyadan gizlendiği siyah yelpazesi ise sadece aksesuar değil; sarayın meraklı bakışlarına karşı çekilmiş bir perdeydi adeta. Yaşlandıkça yüzünü tüllerle örtmeye başladı; sanki dünyanın onu hep genç ve özgür haliyle hatırlamasını istiyordu gibi görünüyordu. Müzede bu döneme ait köşeye geçip o siyah eşyaları incelerken şunu düşünmeden edemiyorsunuz: Bu kadın hayatının büyük kısmını görünmez olmaya çalışarak geçirdi. Bitmek tükenmek bilmeyen seyahatleri de bu huzursuzluğun yansımasıydı; sürekli hareket halindeydi; Viyana’dan, saraydan belki de kendisinden kaçıyordu.

Bu kaçışın entelektüel boyutu da vardı elbette. Yunan dili kültürü ve mitolojisine derin hayranlık duyan Sisi hem Antik hem de Modern Yunanca öğrendi ki o dönemde böyle iki farklı lehçede okuma yazma bilen kadınlar oldukça nadirdi. 1888’de Korfu Adası’nda Achilleion adını verdiği bir köşk inşa ettirdiğini biliyoruz ki burası antik tarzda döşenmiş olup onun saray protokolünden uzaklaşabildiği nadir sığınaklardan biri olmuştu. Achilleion’u sadece tatil evi olarak değil aynı zamanda onun elleriyle yarattığı tek dünya olarak görmek gerekir çünkü mobilyalarını kendisi seçtiği gibi sanat eserlerini de kendisi belirledi ve bahçesini tasarladı; belki de hayatında gerçekten söz sahibi olabildiği tek yer orasıydı.

Bugün Hofburg’da bulunan kırmızı kadife sandalyelerin sıralandığı yemek salonu ile altın kenarlı çalışma masası ve pencereden görünen avlu; Sisi’nin burada gerçekten yaşadığını hatırlatıyor bize; bu masada şiirler yazdığını veya pencereden dışarı özlemle baktığını düşünmeden edemiyorsunuz . O ihtişamlı yemek salonunda kristal kadehlerin arasında uzanan sofraya göz attığınızda onca kişiyle dolu olan masada Sisi’nin ne kadar yalnız hissettiğini sorguluyorsunuz . Çalışma odasındaki mürekkep hokkası ile mum şamdanları ise başka bir Sisi’yi anlatıyor: Gece saatlerinde sarayın uyuduğu anlarda kalemini alıp kâğıda döktüğü dizelerle varlık bulan biri . Tüm bu görkem onun ruhundaki boşluğu doldurmaya yetmemişti.

Sisi’nin hayat hikâyesi seyahatlerle dolu olan bir kaçış öyküsüdür: Viyana’dan, saraydan beklentilerden kaçış… Bu huzursuz arayış trajik biçimde Cenevre Gölü kıyısında suikastçı tarafından son buldu . Bugün Viyana’da onun anısını gezerken anlıyoruz ki Sisi tacıyla değil o tacın zorluklarına karşı verdiği mücadeleyle ölümsüzleşmiştir . O ait olmadığı çağda doğmuş , kendi yalnızlığının kraliçesi olmayı seçmiş modern bir kadındır . Ve ardında hala saray duvarlarında yankılanan hüzünlü izler bırakmıştır.

Hofburg Sarayı , Viyana — Sisi Müzesi

Güncel erişim için betmatik giriş sayfasını ziyaret edebilirsiniz.